Komiser Uslu’nun amirleri bu sorulara yanıt versin


Taraf gazetesinin polis kökenli yazarı Emre (Emrullah) Uslu, Odatv davasına bakan polislerle konuştuğunu belirterek bugünkü köşesinde “Odatv davası doğrudan Başbakan’ın isteğiyle başlatıldı” dedi.
Uslu’nun Taraf’taki yazısında anlattıklarını özetlersek polislerin ağzından şu iddiaları dile getiriyor:
- Odatv davasının başından sonuna her aşamasından Başbakan Erdoğan’ın haberi varmış.


- Odatv’nin yaptığı yayınlarla kurumları ve kişileri hedef gösterdiği, Ergenekon davasına destek veren ne kadar kişi ve kurum varsa hepsine teker teker operasyonel yayınlar yaptığı da tespit ediliyormuş. Zaten iddianame de bu yönde düzenlenmiş durumdaymış.

- AKP'nin kapatılması davasında Odatv yayınlarının da etkisi varmış.
- Odatv soruşturmasında işin polisiye kısmıyla ilgili her aşamada Başbakan’a bilgi verilmiş ve Başbakan “Delil varsa durmayın devam edin” talimatı vermiş.
- Ahmet Şık ve Nedim Şener’in gözaltına alınması sürecinden de Başbakan’ın haberi varmış.
MİLYONLARCA VERİ İÇİNDEN NASIL HEMEN BULUNDU
Taraf yazarı Uslu, konuştuğu polislere dayanarak böyle yazıyor.                                                                                                             
Biz ise kitabın ortasından konuşalım ve söyleyelim:
Cemaat kendisine büyük darbe vuran Odatv davasının suçunu sadece Başbakan Erdoğan’a atmak istiyor.
Ve Emre (Emrullah) Uslu’nun şu soruları yanıtlaması istemiyle o Cemaatçi meslektaşlarına iletmesini isteyelim:
1-Yapılan ilk operasyon sonucunda, o polisler el koydukları 35 ayrı bilgisayar hard diski, 3095 DVC Pro/Betacam arşiv kaseti, 1906 CD/DVD, 471 Mini DV kaset ve 21 VHS kasetten “sözde suç delillerini” hemen buldu! O polisler nasıl “mahir”di ki, insan ancak kendi koysa bu kadar çabuk bulurdu! Tutuklamalara dayanak oluşturan imzasız dijital word sayfalarını, o polisler milyonlarca veri içinden 48 saatten kısa sürede nasıl hemen buldu? Bu “üstün” başarılarından Başbakan’ın haberi var mıydı?
BİLGİSAYAR İNCELENMEDEN NASIL İÇİNDEKİLER SORULDU
2-Emniyet sorgusunda Müyesser Yıldız’ın bilgisayarı daha hiç incelenmeden 1 saat 10 dakika önce, Yıldız’ın bilgisayarının içindekilere dair sorular sorulmaya başlandı. Yine o dijital verilere dair 11 soru sorulduktan 30 dakika sonra Müyesser Yıldız’ın bilgisayarı incelendi. Bu nasıl oluyordu ve bu da Başbakan’ın bilgisi dahilinde miydi?
VİRÜS SALDIRISINDAN 1 GÜN ÖNCE NEDEN POLİS TAKİBİ BAŞLADI
3-24 Ağustos 2012 tarihinde yayınlanan TÜBİTAK raporuna göre; 3 Şubat 2011’de Odatv bilgisayarlarına virüs saldırısı başladı. Bilgisayarlara dosya yüklemeye programlanmış virüslerle yapılan bu saldırı başarısız oldu. 4 Şubat 2011 günü Odatv bilgisayarları hakkında polis e-posta izleme kararı aldı. TÜBİTAK raporuna göre; 5 Şubat 2011’de yeni virüs saldırısı gerçekleşti. Polis tarafından izleme kararı alınan e-posta adreslerine yapılan saldırı, bu kez başarılı oldu. TÜBİTAK’a göre uzaktan dosya yüklemeye programlı bu virüsler bilgisayarların içinde aktif olarak çalıştı. Virüsler Odatv bilgisayarlarında çalışırlarken polisler bilgisayarları izliyorlardı. O polisler, söz konusu mail adresilerini takibe almaya başladıktan 1 gün sonra başarıya ulaşan virüs saldırısını görmedi mi? Gördüyse, neden raporlaştırmadı? Yoksa o takibe alma, işi sağlam kazığa almak mıydı, yani bir gün önce başarısız olan virüs saldırısının başarıya ulaştığını görmek miydi? Başbakan Odatv bilgisayarlarına yapılan bu virüs saldırısından da haberdar mıydı? 
HANGİ ERGENEKON HABERİMİZ YALANLANDI   
4- Söz konusu polisler; “Ergenekon davasına destek veren ne kadar kişi ve kurum varsa, Odatv’nin hepsine teker teker operasyonel yayınlar yaptığını tespit etmiş”. Bir tane, sadece bir tane “operasyonel haberimizi” gösterirler mi? Ergenekon davasıyla ilgili hangi haberimiz yalanlandı, tazminat ödedik ya da mahkum olduk? “Zaten iddianame de bu yönde düzenlenmiş” diyerek Ergenekon davasındaki hukuksuzlukları yazmamızın “suç” olarak karşımıza çıkarıldığını kabul mu ediyorlar yoksa? Başbakan Erdoğan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in basın açıklamasının dahi Odatv davasında “suç delili” olarak gösterildiğini biliyor mu?
O GÖRÜNTÜLERDEKİ SESLER NEDEN SİLİNDİ
5- Odatv soruşturması sırasında yapılan ev ve ofis aramalarında yapılan polis kamerası çekimlerinin sesleri neden sonradan silindi? Ne konuşuluyordu o arama sırasında? Yoksa virüslü dökümanların hangi no’lu hard disk’te olduğu ve o hard disk’in ayrı bir yere kopyalanması mı planlandı? Başbakan Erdoğan o arama sırasında polislerin ne konuştuğunu duydu mu?
MİT’İN AKLADIĞI KOZİNOĞLU NEDEN TUTUKLANDI
6-Ya Kaşif Kozinoğlu? Başbakanlık’a bağlı MİT’in Asya Sorumlusuydu. MİT Müsteşarı Hakan Fidan tarafından o göreve getirilmişti. Soner Yalçın’a savcılık sorgusunda Kaşif Kozinoğlu’nu sordular; Yalçın tanımadığını söyledi. Keza Kaşif Kozinoğlu da Odatv’yi ve Soner Yalçın’ı tanımıyordu. Savcılık sorgusunda; Odatv’nin adını Afganistan’da görev yaparken operasyon sırasında duyduğunu söyledi.
Yalçın ve Kozinoğlu haklıydı. Aralarında hiçbir telefon, mail vs. irtibatı yoktu. Savcılık da böylesi bir irtibatı gösteremedi.
Kozinoğlu’nun tutuklanması için tek gerekçe sahte/virüslü 2 cümlelik bir dijital word sayfasıydı! Ve o word sayfasında ne diyordu; “Rusya ve Özbekistan’daki cemaat operasyonları hakkında Kozinoğlu’ndan gelen belgeler!” Bu arada Kozinoğlu’nun savcılık ifadesinde Rusya’ya hiç gitmediğini söylediğini de ekleyelim…
Ayrıca Odatv davasının ek klasörlerinden öğreniyoruz ki (Ek Kls. 34, syf. 268); MİT Kozinoğlu’nun avukatlarının bilgi talebi dilekçesine 15 Mart 2011 tarihinde bir yanıt verdi.
Avukatlar dilekçede şunu sordu:
“Görev alanı olan Afganistan ve bölgesi dışında farklı departmanlara ait (irtica, Irak, Rusya vs.) Güvenlik İstihbaratı Başkanlığı’nda bulunan hizmete özel ve gizli belgelere Kaşif Kozinoğlu erişebilir mi?”
MİT’in resmi yanıtı şu oldu:
“Müsteşarlığımız bilgi sistemlerinde kullanıcılar, bulunduğu hiyerarşi ve çalıştığı birim kapsamında sadece iş kuralları dahilinde yetkili olduklar yazılar ile dosyalar içerisindeki dokümanlara erişebilmektedirler. Söz konusu sistemlerdeki erişim kayıt altına alınmaktadır.
Bu kapsamda, Güvenlik İstihbaratı Başkanlığı emrinde görevli olmayan Kaşif Kozinoğlu’nun, bu Başkanlığa ait yetkili olmadığı herhangi bir dokümana Müsteşarlık bilgi sistemlerinden erişim imkanı bulunmamaktadır.”
Evet, MİT özetle diyordu ki; Kaşif Kozinoğlu görev alanı dışında olan belgelere –Odatv bilgisayarında çıkanlar gibi- erişemez!
Yine Odatv ek klasörlerinde (Ek Kls. 71, syf. 25) MİT’in savcılığa gönderdiği bir resmi yazı var (6 Nisan 2011 tarihli). Buna göre; Odatv hard disklerine bilgisayar korsanlığıyla yüklenen “gizli belgelerin” bir kısmının kendilerine ait olduğunu, ancak bunları Genelkurmay Başkanlığı’yla zamanında paylaştıklarını anlatıyor.
Yani diyor ki MİT özetle; evet o belgelerden bize ait olanlar var ama onları Genelkurmay’a da göndermiştik…
Tüm bu bilgiler, resmi yazılar savcının elinde vardı. Ama avukatlarının defalarca talep etmesine rağmen, Kozinoğlu tahliye edilmedi.
Hal böyleyken, söz konusu polisler neden hem MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nu ve diğer MİT mensuplarını (ek klasörde adlarıyla ve telefon numaralarıyla var) deşifre etti? MİT’in aklaması ortadayken, neden Kozinoğlu cezaevinde ölüme terk edildi? Kaşif Kozinoğlu üzerinden MİT’e yapılmak istenen operasyona da Başbakan “olur” verdi mi?
GÜLEN NEDEN 111 KEZ VAR
7- 134 sayfalık Odatv iddianamesinde 111 kez “Fethullah Gülen ve Odatv” kelimesi geçiyor. Sanıklara bakarsanız, çoğunluğunun ortak yönü; Fethullah Gülen ve Cemaat hakkında kitap / haber / makale yazmaları. Başbakan Erdoğan, o polislere “Fethullah Gülen’e kim dokunursa yakın” mı dedi?

AKP KAPATMA DAVASI VE ODATV


8- AKP'nin kapatılması davasıyla ilgili hangi haberimiz Odatv davasında "suç delili" oldu? Odatv o süreçte sadece yargıda ve siyasi kulislerde yaşananları sayfasına taşıdı. Kaldı ki; AKP’nin kapatılma davasının iddianamesi 14 Mart 2008’de sunuldu; 30 Temmuz 2008’de karar açıklandı. Odatv’ye operasyon ise 3 yıl sonra gerçekleşti.
O polisler Başbakan'a konuyla ilgili hangi haberimizi gösterdi de Başbakan "olur" dedi?

YILMAZER VE ÖZ NEDEN GÖREVDEN ALINDI


9- Odatv soruşturmasının başındaki polis istihbarat şefi Ali Fuat Yılmazer ve savcı Zekeriya Öz neden görevden alındı? Başbakan Erdoğan neden o polis şefi ve savcının görevden alınmasını engellemedi? Yoksa Başbakan mı istedi görevden almaları?
SIRADA ODATV KOMPLOSUNU YAPANLARIN YARGILANMASI VAR
Sonuç olarak…
İster Başbakan, ister Cemaat olsun arkasında; gelinen durum şu:
Odatv davası çökmüştür.
Şimdi bu savunmalarla, kendileri için büyük bir yük olan Odatv davasını, birbirlerinin üzerine atıyorlar.
Elbette ki; Başbakan Erdoğan siyasi olarak bu davayı sahiplenmek zorunda kaldı.
Elbette ki, haberi vardı.
Ama kuşku yok ki; bu komplonun perde arkasındaki planlayıcısı / taşeronu / uygulayıcısı Cemaat’in devlet içinde örgütlenmiş isimleriydi.
Emre (Emrullah) Uslu’nun konuştuğu o polislerdi.
Biz şimdi gazeteciliğimizin bedelini ödemiş insanlar olarak Mahkeme Başkanı’nın şu sözünü unutmuyoruz:
"İddia edildiği gibi görevi kötüye kullanma ve komplo varsa sonuna kadar gideceğiz"
Evet, sırada Odatv davası adlı komplonun perde arkasının ayrı bir soruşturma / dava konusu yapılması var.
Barış Pehlivan
Odatv.com

,

0 comments

Write Down Your Responses

About Me

Powered by Blogger.

Blog Archive